anlatacak o kadar çok şey, anlatacak o kadar az zaman varki... kronik yorgunluk sendromum bu günlerde azdı yine. o yüzden çok hevesle anlatmak istediğim şeyleri özet geçmek zorundayım.
2-10 haziran arası bursadaydım, oradaki hastanede çalıştım. çok değişik günler yaşadım, ömrümde ilk defa lojmanda kaldım, 12 kişi ile aynı evi, banyoyu, mutfağı, tv yi paylaştım, çok eğlendim. hatta orada tanıdığım bir hemşireden (Meryemcim) çok büyük bir iyilik gördüm. sağlık bakanlığı kadroları açılmış ve bunlar tercih yapıyorlardı, ben olaydan habersizdim. sonra bu bi akşam yanıma gelip, sende tercih yapsana dedi. ben patoloji yok zannediyodum, kız klavuzu getirdi önüme. o gece çok düşündüm. sonra annemlerle mertle konuştuk, tercihleri yaptık. inşallah hayırlısıyla kazanırsam o kız için çok dua edicem. sonra orada işten eve erken gelme keyfini, yorgun olmama keyfini, sabah işe gitmek için 7:45 te kalkma keyfini yaşadım. değişik insanlar tanıdım, hayatım için şükrettim. sahip olduklarım için. sonra hastanedeki dr Eylem hanım benimle ilgilendi, bizi gitmek istediğim yerlere götürdü sağolsun. Aynı hafta nevin ablanın yeğenlerinin sünnet haftasıydı, kınaydı düğündü derken eğlendik bayaaaa... :-) o hafta bursada olmak benim için çok iyi oldu anlayacağınız. sonrasında gelipte istanbulda 1 hafta deli dana gibi çalışınca orada aldığım kararlar için hiç pişmanlık duymadım. öyle işte. hızlı geçiyo vakit, ömür gidiyo, bi yerlerde bişeyleri yaşamadan vakit geçip gidiyo. bide bakmışız yaşımız almış başını gitmiş. ömrümü işe adamayacağım. iş sadece geçinmem için gereken parayı kazanacağım bir araç olacak. artık böyle...