12 Kasım 2009 Perşembe

Pakize Suda'dan...


Ne güzel anlatıyor bu kadın duygularını... insan hakikatende bazen bunları istiyor:-).

"Kasaba esnafından biri olmalıydı kocam. Akşam, güneş batmadan dükkánını kapatıp eve gelmeliydi.Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı. Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık. Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı. Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.

Ama ara sıra "Dersinizi bitirdiniz mi?" diye sormalıydım.Daha çok üstleri başlarıyla...Yedikleri içtikleriyle...Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim. Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı. Ellerime sağlık,kekler, poğaçalar yapmalıydım. İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.Patlıcan, biber kızartmalı, reçel kaynatmalıydım.Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim, o, "Sus hanım bi dakka"demeliydi. Böyle dese de beni çok sevmeliydi. O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi. Öyle haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık. Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden geçirmeliydik. Herkes birbirinin kocasına, karısına "Falanca Bey","Filanca Hanım" diye hitap etmeliydi.Yanlışlıkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse yüzümüz kızarmalı, hemen toparlanmalıydık.Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı, neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.
Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.Harama uçkur çözmemeliydik.Zaten etrafımızda evli ba rklı komşularımızdan başka kadın olmadığından...Dükkánda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından...Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından...Mankenler bizim kasabaya uğramadığından...Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı."
* * *
"Tamam, abarttım biraz. Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık.
Ama, acaba diyorum... Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi? Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.Normalliği özlüyorum.Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu. Ve de çok mutsuz. Depresyona giren girene. .Çokbilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba..."

Pakize Suda

*******************************************************************************

İşten güçten sıkıldığınızda aklınıza gelsin bu tablo (tabi hoşunuza gittiyse)...


25 Mayıs 2009 Pazartesi

Melih ve Gülay evlendiiiii :-)

Canım kuzenimi de 23 mayısta everdik sonunda :-) allah mutlu mesut etsin inşallah, çok mutlu olsunlar sağlık ve huzur içinde yaşasınlar. darısı tez zamanda kalanların başına :-)
gecemiz çok güzel geçti, çok şirin bir yerde yemek vardı, canlı müzik.
http://www.nar-restaurant.com/ hem servis, hem canlı müzik ekibi çok iyiydi. kurtlarımızı döktük doya doya. yapımda ve yayımda emeği geçen herkese teşekkürler ( pişt kızlar size diyom :-) )

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Melih ve Gülay'ın kına gecesindeydik...


Arkadaşlar sanmayın ki elimde pullu mendilim o kına gecesi senin, bu kına gecesi benim geziyorum. vallahi yok böyle bir şey, arada bir sürü olaylar oluyor ama ben bloguma yazana kadar konu eskiyor ve hevesim kaçıyor. mesela 1-3 mayısta mardindeydik. mardin, batman, hasankeyf, midyat, nusaybin ve diyarbakırda son buldu gezimiz. güzeldi yani ama oradan da fotoğraf koymayı ihmal ettim.
neyse konumuza gelelim dün gece kına gecesindeydik yine :-) bir şey farkettim bizim grup için zaman mekan önemli değil, kendi kendimize eğlenebiliyoruz.
Cumartesi günü nikah ve akşamda yemeğimiz var. Allah mesut etsin inşallah.
haftayada kutlu mutlu şenlik haftası ilan edeceğim :-)...

25 Ocak 2009 Pazar

Dr. Melike'nin kınası :-)



Geçtiğimiz hafta çarşamba günü Dr. Gül Hanım, Dr. Melike Hanım, Aslı, Tuğba ve ben hep birlikte taksim dilek pastanesindeydik. Melike için bir nevi bekarlığa veda yemeği gibi bişey yaptık. çok güldük çok eğlendik. Sonunda Melike'nin asla ama asla yapmayacağı hatta aklından bile geçirmeyeceği bir şey yaptık, kırmızı başörtüsü kırmızı eldivenler ve kına hazırladık ve bir anda ortaya çıkardık önce ne olduğunu anlamadı tabi, sonra tuğba başörtüsünü kafasına atınca şoka girdi :-) üstüne ağ atılmış yavru ceylan gibi çırpındı durdu. sonra baktık ki bayılacak heyecandan ortadan kaldırdık. ama bu bütün gece gülmemiz için yeterli malzeme verdi bize. sonradan yavaş yavaş açılan kurbanımız, şokun etkisiyle "yarın elime hastanede yakarsınız, lüften yeter "diye eline kına yaktırmayı kabul etti :-) 1 şubatta evlenecekler. Allah mesut etsin inşallah...

1 Ocak 2009 Perşembe

yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl.....

Merhaba,

bu yıl da Nil Karaibrahimgil'in yeni yıl mesajını ekleyeceğim buraya, ama ondan önce herkesin yeni yılını kutlamak istiyorum. söz veriyorum bu yıl bloglarımla daha çok ilgileneceğim. ha tabi daha yeni blogumdan söz etmedim size çünkü halaaaaa yapım aşamasında.bişeyler ekledikten sonra onunda duyurusunu yapacağım. Geçen yıl hem çok güzel olaylar oldu hemde üzücü. Ama olsun biz yinede güzel şeyleri hatırlayalım. meselaa emir ve oğuz geldi. sonra bir sürü düğün, nişan oldu. çok bereketli bir yıldı. ne diyelim aynı bereket bu yılda sürer inşallah, herkes işinde gücünde mutlu olur, bekarlarımız evlenir, evlenenlerden güzel haberler gelir inşallah :-)


"NİL KARAİBRAHİMGİL'DEN ŞARKI TADINDA YENİ YIL MESAJI!


Dilerim olsun

Dönüp dönüp aynı noktaya gelen gezegenlerinin, bu turunu kutlayıp, fişekler patlatan, kalpleri umut bağlayan tek tür biz miyiz acaba bu evrende?

Lunaparktaki balerine biner gibi değil miyiz?

Aslında bir şey başlatmak istesek, üzerine bindiğimiz şeye değil de, o ana ve o isteğe güvensek daha doğru olmaz mı?

Tamam tamam, bugün ocak bire dönüşecek. Benim geçen seneki gibi, bir yeni yıl duasına çıkmamı bekleyenler olur. Zaten, güzel dilekler için her bahane kullanılsın.

Yeni bir günü olsun isteyen, buyursun.

Yeter ki, her dönüşün istediğimiz anda başladığı bilinsin.

Dünya kafasına göre takılsın.

Dilerim:

Başucunda teklemeyen bir saat, bilincinde keskin bir ışık ve ruhunda bir battaniye dursun.

Yerde hep, seni istediğin yere götürecek bir çift terlik olsun.

Karanlığın kısa sürsün, ılık olsun.

Tünel olmuş olsun, aydınlığa çıksın.

Güneş her gün doğudan gelip, gözüne girsin. Girsin ki, seni yeni bir şeye uyandırsın.

Her gece, içinde güzel masallar dolansın. Sustuklarında gözlerin kapansın.

Dudağına bir tebessüm yapışsın.

Duvarda, başkalarına, sahip olduklarından daha fazlasını vermek için, bir plan asılsın.

Her şey ona göre yürüsün.Lavabodan aksın gitsin kıskançlık, endişe, haset, kibir ve kin.

Korkuların, tüllerini havalandıran rüzgar olsun.

Korkmayan yok, korkuyla yelken açan az. Bırak, odana girsinler.

Hiç aramadıklarını çaldıracağın, kalp kazanarak kapatacağın bir telefon dursun masada.

Ve bir liste önünde. Kısalsın bitsin.

Kendi üzerini çizmen yeterli. Sana hep ilk hoşgeldini ve en son hoşçakalı diyecek olan, ayaklarının altında duran o paspasın, en değerli varlığın olduğunu unutma. O paspas ki, çamurunu siler ve içeri buyur eder. En yakınındır o, hergün kıymetini bilerek bas ona.

Odanı hep havalandır, kapısını hep açık tut ve perdeleri kapatma.

Hava nasılsa kapanıcak arada. O zaman da tüneli hatırlarsın. Bu dönüşün kutlanmaya değer olsun.

Zilini sürprizler çalsın.

Bu dilekleri okuyan isterse, bunları bana da dilesin. Bu hanede tek kuralı bu olsun.

Yazan : NİL KARAİBRAHİMGİL"

yine eline sağlık olsun... :-)