28 Kasım 2007 Çarşamba

Can Dündar'ın yazısı

Sevgili arkadaşım Medine göndermiş bu maili, hemen paylaşayım istedim sizinle.

"Hayat ne?

Rahmetli Vehbi Koc ile yapilan bir televizyon roportajiydi. Yillar once..."Param var, malim var, sanim ver, mevkim var; ama gel gor ki, iki kasikbulgur, bulgur pilavi yiyemiyorum" demisti uzuntuyle. Domatesli bulgur pilavinin yaninda tursu ve sogan cok uzun zaman once yasak edilmisti unlu isadamina. "Cok sukur bugunleri de gordum ama..."diye konusmasini surdurenunlu sanayici "dunyanin en kudretli adami da olsan fark etmiyor..."diye eklemisti. Bir sogan, bir bulgur bazen nelere bedel oluyor
Emel Sayin'in hayatinin anlatildigi bir programdi. Cok genc yasta baslayan yolculugunda gucu, basarisi ve isiltisindan sonra bugun geldigi nokta konusuluyordu. Pek cok kadinin yerinde olmak istedigi guzel, basarili ve unlu sanatci"Bir tek seye sizliyor icim... Keske bir cocugum olsaydi"derken gozleri dolu doluydu. "Bana hep daha cok gencsin, once isin, once sanatin, daha sohretin basindasin dediler. Ama keske kimseyi dinlemeseydim. Keske kimseyi dinlemeseydim..."
Gani Mujde ile soylesi yaptigim bir programdaydik. "Cok kucuktum vebabam kendi kosullari icinde beni simartmaya ugrasiyordu" diye basladi anlatmaya."Bir bayram arifesiydi. Galiba kendi takim elbisesini verip bana bir elbise yaptirmis. Cok mutluydu o bayram; bana bir sey giydirebildigi icin. Ama ben elbiseden hic hoslanmamistim. Aglamaya basladim, ben bu cirkin seyi giymem diye. Babamin bana bakisini hic unutamam. Galiba en fazla alti yedi yasindaydim. Birden hic beklemedigim bir sey oldu ve babam bana hayatimdaki ilk ve son kez cok siddetli tokadini atti. Cok gucenmisti bana. Aradan yillar gecti. Simdi Istanbul'un guzel manzarali evlerinden birinde oturabiliyor ve istedigimi alabiliyorum. Babam oldukten sonra bir gun,babamin o bakisi geldi aklima. Keske geri donup o sayfayi silebilsem,oyle isterdim ki... Babami mutlu edebilseydim."
Uzerinden cok zaman gecti ama yine de tereddut ettim simdi yazip yazmamakta... Bir cesaret yaziyorum; Yesim Salkim-Uzan idi o zamanki soyadi-Levent'te yesil bir villada, gorkemli mobilyalarin icinde gorkemli duvarlarin arasinda ve gorkemli bir masanin ardinda oturuyordu. Yapmak istediklerini anlatirken, cok cok uzun siyah saclari kollarini, belini,boynunu ortuyordu ve gozlerinde adini tam da koyamadigim bir siyah seyvardi. Keder? Yalnizlik? Ofke? Yorgunluk? Her sey, hersey elininaltindaydi ama mutsuzdu besbelli... Sonra zaman gecti. Soyadlarindanbirinisildi. Saclarini kestirdi. Gecenlerde bir aksam gordum onu. O benigormedi.Yan yanaydik oysa. Gecip gittik birbirimize degmeden. Kisacik saclari,gecenin karanligina ragmen isildayan gozleri vardi. Sevdigi adamin,kocasinin elinden tutmus, deniz kenarina dogru yuruyordu. Yanindan gecip
kendi yoluma devam ederken dusundum de...
Hayat bu kadar basit bir seydi iste. Yaptiklarimiz, yapmak istediklerimiz,ozlediklerimiz, pisman olduklarimiz, onardiklarimiz, onaramadiklarimiz...Hepsi basit, minicik seylerdi ama ulasamadikca, cozemedikce, yenemedikcebize kocaman geliyordu.Kitlelerin sevgisi, para,un, guc... Hicbiri, hicbiri bedel olamiyordu,ozlemini cektigimiz o sey her ne idiyse...
Bir cocuk,
Sevildigini bilmek,
Bir vicdan rahatligi,
Bir tabak pilav,
Bir saglikli nefes...
Hayat bu iste;
basit, kucuk bir hadise...
Can DUNDAR"

1 yorum:

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.